Güncel Piyasa ve Döviz Haberleri 24/04/2026 - Cuma
Belirsizliğin adı: Ne savaş var ne barış
- Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Mustafa Kemal Atatürk ile güne başlayalım. Bayramımız kutlu olsun!
- Orta Doğu'da ateşkes sonrası kırılgan dengenin korunmaya devam ettiğini görüyoruz. İran'ın Hürmüz Boğazı'nda kontrolünü artırması, dünya petrol ve LNG arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu kritik hattı fiilen kilitlemiş durumda. İran'ın bu adımı, ABD'nin uyguladığı deniz ablukasına karşı bir misilleme niteliği taşırken, deniz ticaretini koz olarak kullanarak hem ekonomik baskı kurmayı hem de müzakere gücünü artırmayı hedefliyor. ABD'nin tankerleri açık denizlerde durdurarak yönlendirmesiyle gerilim daha da tırmanırken, piyasalar ise ne savaş ne barış ortamında yön bulmakta zorlandığını görüyoruz.
- Küresel ticaretin tek bir dar geçide ne kadar bağımlı olduğunu son sekiz haftada hep birlikte tecrübe ettikten sonra, alternatif hat arayışlarının savaş bir noktada bittikten sonra hız kazanacağını düşünüyoruz. Özellikle ticari yük taşımacılığında, Orta Koridor, Çin'den başlayıp Orta Asya, Hazar geçişi ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya uzanan yapısıyla, Türkiye'yi stratejik bir lojistik merkez hâline getiren önemli bir proje olarak öne çıkıyor. Her ne kadar bugün için enerji akışının büyük ölçüde tankerlerle taşınması nedeniyle Hürmüz'ün yerini alması mümkün görünmese de, mevcut savaşın kalıcı olmayacağı ve sonrasında ülkelerin tedarik güvenliğini çeşitlendirme arayışına gireceği oldukça açık. Bu süreçte, Türkiye'nin altyapı yatırımları ve coğrafi avantajı sayesinde küresel ticarette daha fazla pay alma, lojistik gelirlerini artırma ve stratejik konumunu güçlendirme ihtimali öne çıkıyor.
- Neden konuyu buraya taşıdık? Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in Türkiye'yi Çin ve Rusya ile birlikte ele alması, eminim ki sizin de dikkatinizi çekmiştir. Oysa NATO'nun en köklü üyelerinden biri olan Türkiye'nin, yıllardır Avrupa Birliği ile üyelik süreci ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesi için çaba gösterdiği düşünüldüğünde, bu yaklaşımın jeopolitik gerçeklerle ne kadar örtüştüğü tartışmalı görünüyor. Nitekim Avrupa Konseyi eski Başkanı Charles Michel, Türkiye'nin NATO'nun temel müttefiklerinden biri, kritik bir göç ortağı, enerji koridoru ve bölgesel bir güç olduğunu vurgulayarak, Avrupa'nın çifte standartlarla güçlenemeyeceğine dikkat çekti. AB içinde zaten farklı önceliklere sahip ülkelerin (İtalya, İspanya gibi) ayrıştığı, birlik içi uyumun sorgulandığı bir ortamda, ABD ile ilişkilerde yaşanan gerilimlerin de etkisiyle, Avrupa'nın dış politika reflekslerinin daha da karmaşık hâle geldiğini görüyoruz.