Güncel Piyasa ve Döviz Haberleri 21/07/2025 - Pazartesi
TCMB'nin karar haftası: Reel getiri ile DTH riski arasında ödünleşme
- TCMB’nin bu hafta Perşembe günü sonuçlanacak olağan PPK toplantısına yönelik iyimser beklentilerin, stopaj kararının ardından bir miktar törpülendiğini daha önce ifade etmiştik. Nitekim, nakit bütçede mevcut açığa karşı stopaj artışı bir maliye politikası tercihi olarak öne çıkarken, bu kararın bütçeye katkısı kadar, yan etkilerinin de fiyatlama davranışlarına yansımaya başladığını görüyoruz. Özellikle 19 Mart sonrası değişen siyasi iklimle birlikte, kısa vadeye daha fazla odaklanan veya uzun vadede risk primini önemseyen yatırımcılar açısından getirideki azalma, yeniden döviz tevdiat hesaplarına (DTH) yönelme riskini artırdı. Bu durum, TCMB'nin para politikasında daha temkinli bir patika izleyebileceği beklentisini güçlendirerek, TL ve TL cinsi varlıklarda geçen hafta bir miktar baskı oluşturdu.
- Hatırlanacağı üzere, CHP Kurultayı'nın ertelenmesiyle birlikte TCMB'nin 350 baz puanlık faiz indirimi yapabileceği alan oluşmuş, bunun sonucunda tahvil ve bankacılık hisselerinde ciddi bir ralli yaşanmıştı. Ancak geçtiğimiz hafta bu coşkunun yerini sınırlı da olsa satış baskısı aldı. USDTRY kuru 40,40 seviyesine yükselirken, 2 yıl vadeli gösterge tahvil %41,13 seviyesine geldi. Borsa cephesinde ise bankacılık hisseleri haftayı %3'e yakın düşüşle tamamladı.
- Küçük ama anlamlı bir not: Arjantin’de yıllık enflasyon, geçtiğimiz yıl haziran ayında %270’in üzerindeyken, bu yıl %34,9 seviyesine geriledi. Peki, Arjantin bu başarıyı neye borçlu? Cevap: Sıkı maliye politikası. Türkiye'de ise hâlen enflasyonla mücadelede tüm yük TCMB’nin omuzlarında kalmaya devam ediyor. Oysa Türkiye'nin en başarılı dezenflasyon dönemi, 2001 yılında Kemal Derviş'in öncülüğünde uygulanan ve güçlü faiz dışı fazla hedefleriyle desteklenen sıkı maliye politikası dönemi olduğunu bir kez daha hatırlayalım.
- Bugün gelinen noktada, ekonomi yönetimi hem yurt içi hem de yurt dışı yatırımcıları Türk Lirasında kalmaları adına ikna etmek için yüksek reel faiz sunarken (enflasyon %35, beklenti %30, politika faizi %46), bu politikaların reel sektör üzerinde ciddi tahribatlar yarattığını da göz ardı etmiyoruz. Faizlerin ekonomik aktiviteyi baskılamasıyla şirketlerin kâr edememesi, dolaylı olarak kamu maliyesine de yansıyor. Keza kârsız şirketlerden vergi toplanamayınca bütçe dengesi de bozuluyor.